| Tarih | Müsaitlik | İki Kişilik Odada Kişi Başı | Tek Kişi | Ek Yatak | 1. Çocuk | Taksitler |
| 30.01.2026 | Müsait | 4.449,00 TL | 6.449,00 TL | 4.449,00 TL | 0 - 5 Yaş 1.449,00 TL 6 - 11 Yaş 3.449,00 TL | Taksitler » |
| 06.02.2026 | Müsait | 4.449,00 TL | 6.449,00 TL | 4.449,00 TL | 0 - 5 Yaş 1.449,00 TL 6 - 11 Yaş 3.449,00 TL | Taksitler » |
| 13.02.2026 | Müsait | 4.449,00 TL | 6.449,00 TL | 4.449,00 TL | 0 - 5 Yaş 1.449,00 TL 6 - 11 Yaş 3.449,00 TL | Taksitler » |
| 20.02.2026 | Müsait | 4.449,00 TL | 6.449,00 TL | 4.449,00 TL | 0 - 5 Yaş 1.449,00 TL 6 - 11 Yaş 3.449,00 TL | Taksitler » |
| 27.02.2026 | Müsait | 4.449,00 TL | 6.449,00 TL | 4.449,00 TL | 0 - 5 Yaş 1.449,00 TL 6 - 11 Yaş 3.449,00 TL | Taksitler » |
| 06.03.2026 | Müsait | 4.449,00 TL | 6.449,00 TL | 4.449,00 TL | 0 - 5 Yaş 1.449,00 TL 6 - 11 Yaş 3.449,00 TL | Taksitler » |
| 13.03.2026 | Müsait | 4.449,00 TL | 6.449,00 TL | 4.449,00 TL | 0 - 5 Yaş 1.449,00 TL 6 - 11 Yaş 3.449,00 TL | Taksitler » |
Batı Karadeniz’in yeşili ve maviyi buluşturan büyüleyici atmosferi, tarih ve doğanın iç içe geçtiği eşsiz bir rota sunuyor. Şehrin gürültüsünden uzaklaşmak, ciğerlerinizi taze bir havayla doldurmak ve zamanın durduğu anlara şahitlik etmek için bu dört durak, bölgenin en özel mücevherleridir.
İşte Batı Karadeniz’in nefesi olan bu rotanın öne çıkan durakları:
2 Gece / 2 Gün
1 Gece Konaklamalı
Kişi Başı
4.499₺
'den başlayan fiyatarla
Kredi kartına vade farksız 3 taksit imkanı
ARAÇ TİPİ MİSAFİR SAYISINA GÖRE BELİRLENMEKTEDİR.
TURLARIMIZ KADEMELİ FİYAT ARTIŞI GÖSTEREBİLİR.
Koltuk numaraları rezervasyon sırasına göre verilmektedir.
Bu program size uymadıysa diğer programı incelemek için Tıklayınız...
Doğa turumuzun rotası kuzeye, Bartın’ın kıyılarına uzandığında, kayalık bir burnun üzerine inci gibi dizilmiş Amasra karşılar bizi. Otobüsümüz virajlı yollardan süzülüp şehre tepeden bakan Bakacak Tepesi’ne ulaştığında, neden buraya "Dünyanın Gözü" dendiğini anlarsınız. Karşınızda duran manzara; yeşilin binbir tonuyla kuşatılmış, turkuaz bir denizle çevrelenmiş, iki koylu bir tabiat harikasıdır. Amasra’da adımlarınızı attığınız her sokak, Roma’dan Bizans’a, Ceneviz’den Osmanlı’ya uzanan çok katmanlı bir tarihin izlerini taşır. Şehri karaya bağlayan tarihi Kemere Köprüsü, dev dalgaların dövdüğü kayalıklar arasında geçiş yaparken size sanki zamanın ötesine geçiyormuşsunuz hissi verir. Boztepe Adası’nın dar yokuşlarını tırmanırken bir yanınızda asırlık kaleler, diğer yanınızda uçsuz bucaksız Karadeniz’in hırçın ama büyüleyici sesi size eşlik eder. Bu turu sadece bir doğa gezisi değil, aynı zamanda bir lezzet şöleni yapan şey ise meşhur Amasra Salatası ve taze balıklarıdır. Denizden yeni çıkmış mahsullerin tadına bakarken, limandaki balıkçı teknelerinin sallanışını izlemek seyyah ruhunuzu yatıştıracaktır. Ayrıca bölgenin meşhur "Çekiciler Çarşısı"nda, el emeği şimşir ağacı oymalarını incelerken zanaatın doğayla nasıl harmanlandığına şahit olursunuz. Amasra; dalga sesinin kale surlarına çarptığı, gün batımının denizi mora boyadığı ve her köşesinde hüzünlü bir romantizm barındıran bir liman kasabasıdır. Doğanın hırçınlığı ile tarihin dinginliğinin bu kadar uyumlu olduğu çok az yer vardır. Serbest zamanın ardından zamanın durduğu yer Safranbolu'ya geçiyoruz. Doğa ve kültür turumuzun en zarif duraklarından biri olan Safranbolu, UNESCO Dünya Miras Listesi’ndeki yerini her bir taşında hak eden eşsiz bir yerleşim yeridir. Şehre yaklaştığınızda, vadinin yamaçlarına birbirinin güneşini kesmeyecek şekilde ustalıkla dizilmiş o meşhur beyaz konaklar sizi karşılar. Lisinya Tur rehberliğinde bu sokaklara girmek, bir şehri gezmekten ziyade, yüzyıllar öncesine ait bir rüyanın içine davet edilmek gibidir. Safranbolu’nun kalbi olan Eski Çarşı, zanaatın ve emeğin sesini duyabileceğiniz yaşayan bir tarihtir. Demirciler Çarşısı’ndan yükselen çekiç sesleri, Yemeniciler Arastası’ndaki deri kokusuyla birleşir. Arnavut kaldırımlı dar sokaklarda yürürken, her köşede karşınıza çıkan asırlık çeşmeler ve heybetli camiler, Türk mimarisinin doğaya duyduğu saygıyı gözler önüne serer. Şehrin en yüksek noktası olan Hıdırlık Tepesi'ne çıktığınızda ise, kiremit rengi çatıların yeşil vadilerle kucaklaştığı o panoramik manzara karşısında büyülenmemek elde değildir. Günün yorgunluğunu tarihi bir konakta, közde pişmiş bir Türk kahvesi ve damaklarda iz bırakan safranlı lokumlar eşliğinde atmak, bu turun en keyifli finalidir. Safranbolu; ahşabın sıcaklığını, taşın sabrını ve safranın rengini birleştiren, her seyyahın ruhunda derin izler bırakan bir masaldır. Bakırcılar Çarşısı'nı gezip lokum imalatını görüp meşhur Safranbolu lokumlarımızı aldıktan sonra sizlere serbest zaman veriyoruz. Muhteşem Safranbolu Sokaklarında tarihte yolculuk yapacaksınız. Günün sonunda konaklamak üzere otelimize geçiyoruz.
Sabah otelimizde alacağımız kahvaltının ardından Bolu'nun cennet köşesi GÖLCÜK TABİAT PARKI'na hareket ediyoruz. Gölcük Tabiat Parkı, bir seyyahın defterine düşebileceği en zarif notlardan biridir. Abant’ın görkemli genişliğinin aksine Gölcük, ziyaretçilerini daha butik, daha korunaklı ve adeta bir tabloyu andıran masalsı bir atmosferle karşılar. Lisinya Tur konforuyla otobüsten indiğiniz anda, sizi karşılayan manzara gerçek olamayacak kadar kusursuzdur. Gölcük denilince akla gelen ilk imge, suyun hemen kenarında tüm zarafetiyle duran o meşhur ahşap evdir. Aslında Orman Bakanlığı’na ait bir konukevi olan bu yapı, arkasındaki dik yamaçları kaplayan çam ormanlarıyla birleştiğinde ortaya çıkan görüntü, insanın zaman algısını değiştirir. Gölün yüzeyi o kadar durgundur ki; gökyüzünün mavisi ve ormanın her tonu suya bir ayna gibi yansır. Burada yürürken sanki iki dünya arasında, gökyüzü ile yeryüzünün birleştiği bir çizgide ilerliyormuşsunuz hissine kapılırsınız. Gölcük, sadece bir doğa parkı değil; doğanın insan ruhuna fısıldadığı bir huzur durağıdır. Eğer kalabalıktan uzaklaşmak ve sadeliğin içindeki ihtişamı keşfetmek istiyorsanız, Bolu dağlarının kucağındaki bu yeşil zümrüt, tur programınızın en unutulmaz karesi olacaktır. Fotoğraflarımızı çekinip, anılarımıza ekledikten sonra Bolu’nun bir diğer saklı mücevheri olan ABANT GÖLÜ MİLLİ PARKI'na geçiyoruz. Abant’a yaklaştığınızda, çam ve göknar ağaçlarının yoğun kokusu sizi karşılar. Otobüsüten indiğiniz an ciğerlerinize dolan o taze, serin hava, şehrin tüm yorgunluğunu bir anda silip atar. Yaklaşık 1.350 metre yükseklikte yer alan bu tektonik oluşumlu göl, her mevsim farklı bir renk paleti sunar. Baharda nilüfer çiçeklerinin su yüzeyini süslediği, kışın ise bembeyaz bir masal diyarına dönüştüğü Abant, fotoğraf meraklıları için her köşesinde ayrı bir kompozisyon barındırır. Göl çevresinde yürüyüş yaparken, suyun yüzeyindeki yansımalar size eşlik eder. Endemik bitki türlerini keşfedebilir, şanslıysanız bölgeye has Abant Alabalığı’nı suyun berraklığında görebilirsiniz. Günün sonunda, göl kenarındaki ahşap iskelelerde oturup batan güneşin turuncu huzmelerinin göknar ormanları arasında süzülüşünü izlemek, bu turun en unutulmaz anıdır. Abant, doğanın sessizliğini dinlemek ve yeryüzünün ne kadar cömert olduğunu hatırlamak isteyen her gezgin için mutlaka uğranması gereken bir duraktır. Buradaki serbest zamanımızın ardından Bolu'ya veda edip dönüş yoluna geçiyoruz. Sizlere verilen serbest zamanın ardından akşam saatlerinde dönüş yoluna geçiyoruz gece saatlerinde Antalya bölgesinde oluyoruz ve sizleri alınış noktalarınıza bırakarak başka turlarda görüşmek üzere vedalaşıyoruz.